İsmi önemli değil, sormadım da...
Maria da olabilir, Sofia da, İrini de, Eleni de...
Yurtdışına çıkan hemen herkesin, özelikle de Yunanistan'a yolu düşenlerin başına
sıkça gelen "Türk müsünüz?" muhabbetine girdik. Daha doğrusu, bizim hanım girdi,
ben dinledim.
Monastiraki'den metroya bindik, Pire'ye gidiyorduk. Yedi durak.
Daha Thissio istasyonunu geçer geçmez başladı.
"Yekten" lafa girdi, teklifsiz.
Büyük göğüslü, iri kalçalı, yaşı benim kadar bir hanım...
Otuz yıldır buradaymış, alışamamış.
Adalıymış, kışın nerede oturmuş olduğunu da biz sormadık.
"Önce buralarda çok sıkıntı çektik, şimdi Ziraat Bankası şube açtı da çok şükür
rahatladık" dedi.