Son zamanlarda haber bültenlerini en çok meşgul eden iki şehir Beyrut ve
Bodrum. Beyrut yeryüzünün gördüğü en büyük zulümlerden biriyle sarsılıyor,
tarumar oluyor. Bodrum'sa, ucu kaçmış eğlencelerin, zevkin sefanın, ölçüsüzce
harcanan paranın başşehri...
Kuş uçumu çok uzun bir mesafe yok aralarında, ama bugün uzay boşluğunun iki ayrı
ucuna savrulan birer gezegen kadar uzaklar aslında birbirlerine...
Ve bizler, her akşam dünyaya televizyon ekranlarından bakan zavallı seyirciler
olarak savruluyoruz bu iki uç arasında. Bir yanda bütün acımasızlığıyla savaş
manzaraları, çocuk cesetleri, gözyaşları.... Diğer yanda alkol duvarını aşmış,
haddini aşmış, çılgınca eğlenceler...
Sanıldığının aksine haber bültenlerinin içeriğini belirleyen günün gelişen
haberleri olmuyor artık. Bu bir arz talep meselesi olarak kabul ediliyor. Yani
televizyonların haber mutfaklarında seyircinin seyretmeyi istediğine inanılan
konulardan birer bülten kotarılıyor. Bu konular doğru mu tespit ediliyor, bunu
tartışabiliriz. Ama şu tartışılmaz; uzun süredir yemeğimizi önümüze konan
mönüden seçiyor ve yiyoruz. İtirazlar, şikayetler olmakla birlikte, henüz bunlar
bir şeyleri değiştirecek çoklukta değil... Yani birileri haber bültenleri bir
toplumun aynasıdır derse, çok fazla itiraz edemem. O halde, mevcut durumda
seyircisini Beyrut-Bodrum gelgitine sürükleyen haber mutfaklarını da
yadırgamamam gerekir. Mevcut durumda evet, yadırgayamam. Ama mevcut durumun
neden mevcut durum olduğunu bal gibi yadırgarım ve yadırgıyorum. Yine de bu
başka bir tartışma konusu... Bugün Beyrut-Bodrum ikilemini tartışıyoruz.
Konuya bodoslama gireyim; aynı seyirci grubu Beyrut'ta ve Bodrum'da olanlara
aynı şiddette ilgi gösteriyorsa, toplum psikolojisi adına durumun vahim olduğunu
ifade etmek lazım. Bodrum'da yaşayan insanların dünya dışı hallerine sosyolojik,
kültürel ve hatta sınıfsal açıklamalar bulmak mümkün. Ama bir toplumun, yani
halkın, yani sokaktaki insanın haber bültenleri boyunca Beyrut-Bodrum gelgiti
yaşıyor olması anlaşılamaz. Bodrum'da neler olup bittiğini merak eden bir insan
tipi Beyrut'la neden ilgilensin? Bu nasıl bir çekirge psikolojisidir!
Yine de az zorlarsak bir ironik bağlantı kurabiliriz bu iki şehir arasında.
Beyrut, aslında bir zamanlar Bodrum'du desek... Yani yıllar önce, savaşla
yakılıp yıkılmadan önce, dünyada zevkin, sefahatin, eğlencenin ilk adresiydi
Beyrut neredeyse... Bugün bir harabeler şehri...
Yanı başlarında yürek yakan bir savaş varken Bodrum'de zevk ve sefa alemlerine
dalanlar, Beyrut'u bombalayanlar ve Beyrut'u bombalayanlara göz yumanlar akıl
almaz bir ruh rahatlığı içindeler. Beyrut'ta bombalananlar acıların en
katmerlisini yaşıyorlar. Bodrum'da eğlenemeyenler olarak bütün sayın seyirciler
de, Bodrum'da olmadığı için hayıflanmakla, Beyrut'ta olmadığı için sevinmek
arasında gidip geliyor.
Ben bu yüzyılın bütün insanlarını, ki buna ben de dahilim, son derece zavallı
buluyorum. Tarih kitapları çok muhtemel ki bu yüzyılın insanları için tek bir
cümle edecek: Öyle bir yüzyılda yaşadılar ki, sadece zulme uğrayanlar temiz
kalabildi!
Yenişafak
31/07/2006